Sunday, 21 October 2007

Yaslaniyoruz

Yazarinin kim oldugunu bilmiyorum ama bu yaziyi canim arkadasim Yasemin yollami gecenlerde. Cok hosuma gitti ve gulumsetti beni. Umarim sizin de yuzunuzde bir tebessum birakir.



  • Süper Baba'nın müziğini flütle çalmışsanız
  • LC Waikiki veya benetton tüm renkleriyle kıyafetlerinizde önemli markalar olduysa...
  • SHOW TV'nin müziğini hala hatırlıyorsanız dup dıbu dıp dıp dıbı dıp dum...
  • Tabi ki bir de :İyi TV eyç bi bi, eyç bi bi iyi TV
  • Önce hüplet sonra gümlet' hayat felsefeniz olmuşsa
  • Bizimkiler dizisi ertesi gun okul oldugunu bi sureligine unutturduysa
  • Parliament pazar gecesi sinemaları müziğini duyduğunuzda içinizde hala garip duygular uyanıyorsa (yarın okul var hüznü, ailenin seni yatırıyor olmasına duyduğun kızgınlık, o güzel mavinin romantizmi...)
  • Polis Akademisindeki her sesi çıkaran adama hayranlık duyuyorsanız
  • Elm sokağında kabus yüzünden hala yatağın altına bakmaktan korkuyorsanız
  • Chucky yüzünden en sevdiğiniz oyuncağınızı bile göz önünden kaldırmışsanız
  • Okulda coca-cola kutusunu ezip mac yaptiysaniz (kızlar yan yatırıp üstüne tam ortasına ayagı yerlestirip ustune basıp yururlerdi, topuklu ayakkabı gibi olurdu)
  • Apartmanin altindaki zil veya taksi diafonuna basmak müthiş heyecanlı bir yaramazlıksa
  • Tutti frutti çok ayıp ve olağanüstü merak uyandırıcı bir şovsa
  • Dört tekerlekli ayakkabının üstüne takılan patenlerden sonra roller bladeler size büyüleyici geldiyse
  • Bakkala gönderilmenin en güzel yanı küçük sarellenin dibini minik plastikkaşığıyla kazımak veya leblebi tozu yiyip konuşmaya çalışmaksa
  • Aterideki ördek vurmaca oyununda silahın nasıl çalıştığına hala kafa yoruyorsanız
  • Işıklı spor aykkabılar hava atmanın önemli bir unsuruysa
  • Bayramda harçlıklarla aldığınız ilk şey kinder süpriz yumurtasıysa(kağıdını tırnakla yırtmadan dümdüz yapmak da sabır ister doğrusu)
  • Clementine sizde derin izler bırakmışsa
  • Kasete kayit yapilabilmesi icin alt tarafinda bulunan karelerin bantla kapatilmasi gerektiğini öğrenmenin önemini biliyorsanız
  • Commodore 64'de tornavidayla kasetin kafa ayarını yaptıysanız
  • Anne saat kaç, simiiit, birdir bir, çay kahve gazoz, akşam ebesi, dansa davet, çatlakpatlak, yakan top gibi kalabalık oynanan sokak oyunlarından sonra anneniz sizi balkondan yemeğe çağırmışsa
  • bandıra bandıra ye beni' şarkısını hızlı söylemeye çalıştığınız günler varsa
  • Rönesans sanatçılarını ilk kez Ninja Kaplubağaların ismi olarak tanıdıysanız
  • Tele On diye bir kanalı hatırlıyorsanız
  • Haftasonları çizgi film izlemek için errken kalkmanın ne demek olduğunu biliyorsanız
  • Şirinler geyiğini arkadaşlarınızla mutlaka çevirdiyseniz (Şirine aslında Gargamel tarafından yapıldı...)
  • Beğenseniz de beğenmeseniz de tüm çizifilmleri art arda izliyorduysanız
  • Bir Başka Gece çocukluk hayatınızdaki en görkemli şovsa
  • Pazar geceleri yıkanma günüyse
  • Seden Gürel'in neden öyle giyindiğini şimdi sorguluyorsanız
  • Müzik yelpazesi hayatınıza büyülü yabancı müzisyenler kattıysa
  • Bir sanal bebeğiniz olmuşsa,
  • Tetris'i süper hızla oynayabiliyorsanız,
  • MIRC ergenliğinizin önemli bir parçası olmuşsa(a/s/l ne demek biliyorrsanız)
  • ICQ nun 11 haneli rakamını ezberlemeye çalışmışsanız.
  • Pili bitmesin diye kasetleri kalemle havada sarmışsanız,
  • Çizgifilm şarkılarının ingilizce veya japonca olsa da ezberlemişseniz
  • Kokulu silgiye, deftere, kaleme harçlığınızı yatırdıysanız.
  • Eti Cin, Eti Puf, ABC, Balık Kraker, Negro, Bonibon, Topitop, Yumiyum...vbçok seviyorsanız ve her zaman yeme kabiliyetiniz varsa
  • Sulugöz'ü düşününce bile ağzınız sulanıyorsa
  • Küçük bir kızken Sindy ile Barbie'yi karşılaştırıyorduysanız
  • Tsubasa'yı ve küre biçimindeki sahanın sonundaki dev kaleyi hatırlıyorsanız
  • 'Hey Corç versene borç' deyince cevabı hemen yapıştırabiliyorsanız
  • Macarena dansını yapabiliyorsanız
  • TV den çekilmiş çizgifilmli sayısız kere izlediğiniz VHS leriniz varsa
  • Telefonların jetonla çalıştığını hatırliyorsanız
  • İstop diye bağırdığımızda renk yakalamaya çalışırken onun aslında stop olduğunu uzun zaman önce çözmüşseniz
  • Saçları renkli ve uzun patlak gözlü çirkin trolleri bile bir furyada satın almışsanız.
  • Capri Sun ın reklamı ve melodisini hatırlıyorsanız.
  • Power Rangers'ın renklerini hatırlıyorsanız
  • Mc Donalds a gitmek için ailenize yalvardıysanız
  • Olacak O kadar, Yasemin'in penceresi, Hadi Anlat Bakalım, Adam Olacak Çocuk, Saklambaç.. gibi programları hatırlıyorsanız.
  • Lambada'nın müziği kulağınızda çalabiliyorsa
  • 'Nereye çufçufluyoruz'un kimin dediğini biliyorsanız.
  • Sayısız joystik kırdıysanız ve gün gelince artık joystik satılmadığını fark ettiyseniz
  • Fame City cennetle eşdeğerse
  • En sevdiğiniz sayı altıysa
  • Prince of Persia'da alttaki dikenlere düşünce çıkan dınnzk sesini ve kanları hatırlıyorsanız
  • Mon Ami 48 lik boyalardaki altın ve gümüş renkleri statü sembolüyse
  • Gençlik hayaliniz Beverly Hills teki havuzlu arabalarsa.
  • Uhuyla oynamanın zevkini biliyorsanız
  • Kolalı jelibonun önce kapağını yediyseniz annenizin poşetler dolusu taso,misket, sporcu kağıtları, gazoz kapaklarını attığını öğrenince ağladıysanız Peçete, kağıt, poşet vb... koleksiyonu yapmışsanız

EVET YAŞLANIYORUZ:((

Monday, 15 October 2007

AB


AB'ye girmeyi hic bir zaman istemedim , hala da siddetle karsisindayim. Onlarin yaptigi sadece bizi daha iyi somurebilmek icin, memleketimi, kanunlarimizi, insanlarimi istediklerine gore daha iyi yontup daha iyi kanimizi emmek.. Yilmaz Ozdil cok iyi aciklamis, ben ve benim gibi dusunenlerin hissettiklerini. Kendimize saygi duymayi bir ogrensek, baskalarinin "kic" merhemini kalkip kafamiza surmeyi durdursak, careyi kendimizde arasak, onlar bizim AB'ye girmemiz icin yalvaracaklardir eminim.. Keske, keske biraz daha bilincli olsak, artik salak olmayi birakip yattigimiz, yillarca suren kis uykusundan uyansak, milletce, hep birlikte!


43 (kırküç) Yıldır Sorulmayan Soru


Aslında dün yazacaktık...
Araya deprem girdi, bugüne kaldı.
Demiştik ki, bayramdan önce...
"AB için referandum yapılsın.
"Madem millet için AB'ye girmek istiyorsunuz...
Yetti artık, emrivaki...
Millete sorun.
İstiyor mu, istemiyor mu?
Çünkü benim bildiğim, AB'nin bir numaralı kriteri, millet neistiyorsa, onu yapmak...
Aksini değil.
Bu nedenle onlar kendi milletlerine sordu...
İsteyen girdi, istemeyen girmedi.
Mesela, Norveç...
Seçilmiş bir hükümet vardı iktidarda.
Yani milletten "yetki" almıştı.
Ama buna rağmen, referandum yaptı.
"Hayır" dedi millet...
Girmediler.
Bir zarar gördüklerini de, görmedim.
Peki ya biz?
İlk başvuru, 1959'da.
Menderes... Rahmetli...
Kimseye başvurdu mu, "başvuralım mı, başvurmayalım mı" diye?
Başvurmadı.
Başvurmadan başvurdu...
Sonra?Hatırlayın...
Demirel, Ecevit, Özal, Yılmaz, Çiller...
Hepsi birer defa girdi AB'ye...
Hepsi, ayrı ayrı kutlama yaptı AB'ye girdiğimiz için.
E baktı ki millet, bir yere girdiğimiz falan yok...
"N'oluyor" demeye kalmadı...
Tayyip Erdoğan iki defa daha girdi.
Patlattığımız havai fişeğin haddi hesabı yok, AB'ye girdiğimiz için.
En fazla defa biz girdik!
Ama hâlâ dışardayız.
Hatta, dışarda bi tek biz varız.
Bu arada bize giren girene...
Ve işte bugünkü soru...
Siyasilere değil, size.
Herkes kendine soracak.
Herkes kendine verecek cevabı...
1963 Ankara Anlaşması'nı milat kabul edersek...
Dile kolay,43 yıldır...
Ekonomiden hukuka, tarladan gökyüzüne, aklınıza gelengelmeyen her konuda
"AB'ye uyum için" yasa çıkardık.
Hayatınızda olumlu yönde ne değişti?
Size ne faydası oldu?
Çünkü şöyle bir manzara var.
Çıkarılan AB'ye uyum yasaları...
Bölücüye yaradı.
Apo'ya yaradı.
Fehriye'ye yaradı.
Köktendinciye yaradı.
Takıyyeciye yaradı.
Diasporaya yaradı.
Rum'a yaradı.
Cari açığa yaradı.
Kapkaççıya yaradı.
Katile, ite, uğursuza yaradı.
Peki..
Aynı AB'ye uyum yasalarının...
Vergisini ödeyen, karıncayı incitmeden hayatını sürdürmeyeçalışan, yargıya güvenen, devletini seven, bayrağına saygı gösteren, namuslu,yurtsever vatandaşa nasıl bir faydası oldu?
Açalım biraz...
Bu nasıl ortak?
Sınıflar sardalya kasası gibi...
60'şar 70'şer kişi sığışıyor çocuklarımız.
Öğretmenlerimiz, ameleden az kazanıyor.
Bu şartlarda AB'ye girmemiz mümkün mü?
Değil.
Peki siz hiç, bugüne kadar Avrupa Birliği'nin bir defa olsun,"bu sorunu çöz, çözmezsen olmaz" dediğini duydunuz mu?
Ben duymadım.
Ama eğitimle ilgili ne duyuyoruz hep?
"Ruhban Okulu'nu aç."
Sabahın 4'ünde giriyoruz hastane kuyruğuna...
Kalpameliyatına bile 6 ay sonraya gün veriliyor...
Temel insan hakkımız yok yani!
"Al şu fonları, hastane aç" diyor mu?
Demiyor...
Ne diyor?
"Limanları aç."
Bayramda 104 kişi daha öldü.
Her yıl küçük bir Avrupa kentikadar insanımız yollarda heba oluyor.
"Yollarını düzelt" demesi gerekmez mi?
Gerekir...
Ama o ne diyor?
"Ermenistan'a yol aç."
Resmi olarak 2.5 milyon, gayriresmi olarak 10 milyon işsizvar Türkiye'de.
Fas'ın Tunus'un Cezayir'in işsizini alıyor.
Bize duvar.
Bi tek kimi alıyor bizden?
PKK'lıyı.
İşçi suçlu.
Terörist mağdur.
Bölücü posteri taşıyana "dokunma" diyor.
Atatürk posteri asana "indir onu" diyor.
AB üyesi İngiltere, kendi genelkurmay başkanına göre bile,"elalemin ülkesinde işgalci."
Çıt çıkmıyor.
Bizim asker, "kendi toprakları üzerinde" uçak uçuruyor...
Şiddetli itiraz.
Kınama.
El ele verip, Çanakkale'den Antep'e, İzmir'den Urfa'ya,katlettikleri Türk'ün haddi hesabı yok.
"Soykırımcısın" diyor."
Değilim" demek yasak üstelik.
Kendi ülkesinin şartlarına göre kanun çıkarmakla yükümlü olanMeclis, "tercüme bürosu"na döndü...
Trafik suçu bile işlenmeyen ülkelerin kanunları bire bir Türkçe'yeçevriliyor.
Sonra ne oluyor?
İt, uğursuz kol geziyor.
Namuslu vatandaş korku içinde.
Farz edelim, Akmerkez'e gittiniz.
Üstünüz aranıyor mu?
Aranıyor...
Çocukların bile aranıyor.
Ama polis, şüphelendiği bir kişinin üstünü arayabiliyor mu?
Arayamıyor.
Neden?
Çünkü artık, hakim kararı gerekiyor.
Akmerkez'deki güvenlik görevlisinin hakim kararına ihtiyacıyok...
Devletin polisinin hakim kararına ihtiyacı var.
Buna "AB'ye uyum" deniyor.
Tatile gideceksiniz...
Mesela, Belçika'ya.
Vize vermek için, tapu istiyor, banka cüzdanı istiyor,gidiş-dönüş uçak bileti istiyor, kalacağın otelinrezervasyonunu istiyor, şimdi yeni moda çıktı, kulaklarını gösteren fotoğraf istiyor.
Ama Fehriye orada.
Hâlâ bir terslik yok mu burada?
Cumhuriyet 83 yaşında...
AB kaç yaşında?
"AB için referandum yapalım" dedik...
Ali Kemaller çok kızdı.
Devam o zaman...
Temel sorun şu aslında...
Yıllardır diyorsun ki, "AB, AB..."
E görüyorsun ki, iş boka sarıyor.
Şimdi çıkıp, nasıl diyeceksin...
"Bu iş yanlışmış."
Nasıl diyeceksin?
İnsanın, yanıldığını kendisine bile itiraf etmesi zordur.
Amayanıldıkları nokta, AB değil.
"Türkiye'yi adam edecek" bütün güzelliklerin, ancak ve sadece, "dışardan gelebileceğini" sanıyorlar.
"Bizi kurtarsa kurtarsa, yabancılar kurtarır" zannediyorlar.
Yanıldıkları nokta bu.
Zihniyetlerinin dedeleri de, İngiliz MuhipleriCemiyeti'ydi...
Amerikan mandacılarıydı.
Hatta, başka versiyonlarını da yaşadık, yakıngeçmişte...
Hatırlayın...
Sovyet'e sarılmıştı çoğu.
Kendi devrimine dudak büküp, elalemin devrimini alkışlıyorlardı.
Gorbaçov çıktı, pardon dedi...
Harç bitti, yapı paydos, herkes yoluna...
Ayazda kalakaldılar!
Savruldular.
Kimi "eşitlik meşitlik" falan derken, en vahşi patrondan dahakapitalist oldu...
Kimi daha düne kadar Allah'a bile inanmazken, takke taktıkafasına.
Nereyi tuttularsa, kurudu!
"Yabancıların" becerebileceğine inandılar...
Mustafa Kemal'in "kalıcı" olabileceğine inanamadılar bir türlü.
Bakar kör çünkü bunlar.
Görmüyorlar.
Ama dünya görüyor...
Geçen yüzyıldan bu yüzyıla "ayakta geçmeyi başaran tekideoloji" O ufak tefek,sarışın adamın devrimi oldu.
İlelebet payidar.


Yilmaz Ozdil

Monday, 8 October 2007

Donus


Bir heycandir sardi beni. Geri donus gunu yaklastikca icimdeki o kus daha bir hizli carpiyor. Ucaktan inip ( son kez icin:) ) , memleket havasini koklyacagim ani dusundukce icim icime sigmiyo. Ozlenilenleri gorecegim..Kimilerini cok uzundur gormedim kimilerine ise birkac ay once sariliyordum. Insanoglu kus misali bir orda bir burda demis ya atalar, ben bile inanamiyorum bazen ,ne cabuk bi ordayim bi burda.


Iyisiyle kotusuyle koskoca 2 yilimin bitmesine 35 gun kalmis. Sevdiklerime, memleketime kavusmaya 35 guncuk....


Yasasin geliyorum a dostlar!

Saturday, 1 September 2007

Geride Birakilanlar

hani yeni biryere tasinirsiniz da arkanizda bir suru arkadas birakirsiniz, belki sevgilinizi hatta ailenizi. sonra gittiginiz yerde yeni yasaminiza, evinize , isinize , komsulariniza hatta iklime alismaya calisirken, arkanizda biraktiklarinizin da en az sizin kadar aci cektigini, onlarin sizin aklnizdan hic cikmadiklari gibi sizin de onlarin hic aklindan cikmayacaginizi dusunursunuz buyuk bir bencillikle . sona yavas yavas gecer zaman. bazen cok agir bazen cok aci... hic aklinizdan cikarmazsiniz eskilerin guzelligini ama farkina varmadan da yeni'lerinize ayak uydurmaya baslamissinizdir. sonra beklenmedik bir anda kucuk tesaduflerle arkada biraktiklarinizin hayatlarinin nasil da sizden kopup orda sizden ayri bir sekilde sekillendigini gorursunuz. bu cok dogaldir ama icinizden aglamak gelir. artik kendiniz onlarin hayatinin bir parcasi olarak goremezsiniz. belki onlarda artik sizi gormuyorlardir. kisa telefon konusmalarinda, elektronik postalarda sikisip kalmistir paylasilanlar. ilk tasindiginizda ki gibi yogun da degildir ustelik. simdi geri biraktiklarinizin, yeni sizsiz hayatlarina baskalarini sokup , fotograf karelerinde sizin yerinize baskalarinin gulumsedigini gordukce, ben olsaydim simdi benim de oralarda biyerlerde bir resim karem olurdu dersiniz. icinize bata bata, onlarin hayatlarinda bir daha olmayacaginizi ya da en azindan eskisi gibi olmayacaginizi , siz yokken yasanilan olaylardan bahsederlerken " FRANSIZ " kalacaginizi bile bile belki de biraz kiskanclikla ic cekersiniz. ve elinizde ne kaldiysa eskiden , " yeni hayatinizda " yasamak zorunda kalirsiniz!!

Ask Bitti


Bir ask nasil biterse

Oyle bitti bu ask da

Uzun bir hastalik gibi

Araliksiz dinledigim

Alaturka bir fasil gibi


Gokyuzune bakmayi,

Dostlara mektup yazmayi,

Cicekleri sulamayi

Unutmuslugum gibi bitti.


Bir ask nasil biterse

Oyle bitti bu ask da.


Yurumeyi yeniden ogrenen

Felcli bir cocuk gibi

Sokaga cikmaliyim simdi

Ve coktandir

Ihmal ettigim dostlara

Yeni bir adres birakmaliyim.

Pencereleri acmali,

Kitaplari duzenlemeliyim


Belki , bir yagmur yagar

Aksama dogru

Yarida biraktigim

Siirleri tamamlarim.

" Ask da bitti " diyordu ya bi sair,


ASK BITTI ISTE..
TAM DA OYLE


Ahmet Telli




Wednesday, 15 August 2007

Bosuna

Sen yoksun...
Bosuna yagiyor yagmur.....
Birlikte islanmayacagiz ki...
Bosuna bu nehir...
Cirpinip pirpirlanmasi...
Kiyisinda oturup goremeyecegiz ki...
Uzar uzar gider...
Bosuna yorulur yollar...
Birlikte yuruyemeyecegiz ki...
Ozlemler de ayriliklar da bosuna
Oyle uzaklardayiz...
Birlikte aglayamayacagiz ki
Seviyorum seni bosuna...
Bosuna yasiyorum
Yasami bolusemeyecegiz ki...


Aziz Nesin

Wednesday, 25 July 2007

YORUMSUZ!

Deniz Bey ,o fotografi cikarip bakmanin zamani geldi!

Seçimler öncesi CHP’ye zarar vermemek için bildiğim birçok konuyu içime gömerek sustum, bundan sonra da bu parti ve liderine ilişkin hiçbir şey yazmayacağım.Çünkü bir faydası olacağına inanmıyorum.Ama bu konudaki son yazımda size bir tanıklığımı aktarmak zorundayım. Bunu bir borç olarak görüyorum:


***
Deniz Bey lütfen hatırlayın:
19 Aralık 2002 tarihinde karlı bir Ankara gününün akşamında Mehmet Sevigen’in evindeydik.

Ben Cumhurbaşkanı ile görüşmeden geliyordum.

Abdullah Gül Başbakandı, Tayyip Erdoğan’ın ise Meclis’e girme umudu kalmamıştı.

Cumhurbaşkanı Sezer bir gün önce, Tayyip Erdoğan’ın “milletvekili olmadan başbakan olma” önerisini reddetmişti.

Türkiye’nin kaderi o akşam o evde değişti, çünkü siz “Tayyip Erdoğan başbakan olacak!” diye tutturdunuz.

Sizi “Çok tehlikeli bir oyun bu!” diye uyaran parti dışından önemli şahsiyetlere kızdınız, “Hayır!” dediniz “İki ay dayanamaz. Göreceksiniz iki ay dayanamaz.”

Sizin bu iddianıza karşılık ben ne dedim: “Erdoğan herhangi bir kişi değil, bütün tarikatların birleşerek Erbakan’ın yerine seçtiği siyasetçi; arkasında Amerika, Avrupa desteği de var. Program Türkiye’yi ılımlı İslam cumhuriyeti yapma programı. Sizin dediğiniz gibi iki ayda gitmeyecek; tam tersine, bu odada bulunan herkesin siyasi hayatını bitirecek.”

İki ay dayanamaz iddianızı, “görüşleri gereği IMF ile anlaşma yapmaz, ekonomiyi zora sokar ve dayanamazlar.” tezine oturttunuz.

Ama bunların hepsi bahaneydi çünkü siz iki partili rejimin işinize yaradığını anlamış ve seçim sonuçlarına sevinmiştiniz. Çünkü size ana muhalefet partisi lideri olmak ve soldaki rakiplerinizi yok etmek yetiyordu. Bu iş birliğini daha sonra da sürdürdünüz.

O zaman ben sizin Tayyip Erdoğan’la seçim öncesinde Beylerbeyi’nde gizlice buluştuğunuzu ve bir anlaşma yaptığınızı bilmiyordum.

Bu gecenin tanıkları var: Önder Sav, Eşref Erdem, Mehmet Sevigen, Bülent Tanla, Yaşar Nuri Öztürk.

Belki bazıları sizden korkar ve tanıklık etmez ama bir kısmı da bu sözlerin doğru olduğunu açıklar. Yani tanıklar var. Ötekiler de söylemese bile içten içe bunun doğru olduğunu bilir. Siz de bilirsiniz.

Tartışmanın sonunda dediniz ki: “Bu gece birbirimizin fotoğrafını çektik. İki ay sonra çıkarıp bakalım. Ama rotuş yapmadan. Hangimiz haklı çıkmışız?”

Şimdi, 2007 seçimlerinin ardından o fotoğrafı cebinizden çıkarıp bakın Deniz Bey.

Ve düşünün; Meclis grubunda “Erdoğan’ı başbakan yapıyor diyorlar. Evet yapıyorum. Var mı itirazı olan!” diye bas bas bağırmanıza değdi mi?

Erdoğan’la Beylerbeyi’nde gizlice buluşmaya ve size oy veren milyonları hiçe sayarak gizli anlaşmalar yapmanıza değdi mi? (Deniz Bey, biliyorsunuz ki bu gizli buluşmanın da tanığı var.)

Başbakan olmak, elbette Erdoğan’ın demokratik hakkıdır. Ama bunun için olağanüstü çaba harcamak CHP’nin birinci görevi değildir. Üstelik dokunulmazlık kaldırılmadan.

Bir milletvekilinin mazbatasını iptal ettirip, Anayasa’yı değiştirip, grubu baskı altına alıp, Siirt seçimlerini es geçip Erdoğan’ı meclise sokmak ve dokunulmazlık zırhına kavuşturmak için verdiğiniz canhıraş çabanın yüzde birini partiniz için verseydiniz sonuç bambaşka olurdu.

Size o gün söylediğim gibi, Türkiye’nin kaderini değiştirdiniz.

Deniz Bey; sözlerimde en ufak bir çarpıtma varsa çıkıp söyleyin. “Öyle değildi. Böyle konuşmadık.” deyin.

Genel Sekreterinizin ve en yakınlarınızın tanık olduğu bu konuşmayı inkâr edin.

Ya da başınızı önünüze eğin ve tarihin hakkınızda vereceği yargıyı düşünün.

Deniz Bey; çok ağır şeyler yazdığımın farkındayım. O akşamki tartışmaya kadar bir dostluğumuz vardı, bunları yazmak istemezdim.

Ama hem duruma doğru teşhis koyamamanız, hem de aşırı derecede inatçı olma huyunuz yüzünden hepimizi tehlikeye attınız.

Tayyip Erdoğan’ın yüzde 34 oyla meclisin üçte ikisini ele geçirmesinin manivelası oldunuz.

Daha önce Refah Partisi’nin belediyeleri ele geçirmesi de sizin oyları bölmeniz sayesinde gerçekleşmişti..

Tayyip Erdoğan’ların ve yine çok yakın dostunuz olan Melih Gökçek’lerin en büyük şansı sizdiniz.

CHP’nin ise en büyük şanssızlığı oldunuz.

Bu ülkenin sola şiddetle ihtiyaç duyduğu bir dönemde, bütün uyarılarımıza rağmen partiyi sağa çekmekte, Kürtlerden, Alevilerden, solculardan ayırmakta ısrarlı oldunuz.

Erdal İnönü, Hikmet Çetin, Murat Karayalçın, Fikri Sağlar, Ercan Karakaş, Mehmet Moğultay, Seyfi Oktay, Celal Doğan ve daha birçok sosyal demokratla el ele tutuşup halkın karşısına çıkmanız gerekirken; eski MHP’lileri, eski ANAP’lıları, idamla yargılanmış sağcı militanları parti vitrinine çıkarmakta ısrar ettiniz.

Size defalarca “Bir şeyin aslı varken kopyasına kimse bakmaz!” dememize rağmen, sol politikaları değil, MHP çizgisini tercih ettiniz.

Sağcıları ve sekreterinizi Meclis’e sokarken, İsmet Paşa’nın Avrupa Konseyi’nde komisyon başkanı olma başarısını gösteren torunu Gülsün Bilgehan’ı Meclis dışında bıraktınız.

İnanın ki bunları yazarken samimi olarak üzülüyorum.

Keşke haklı çıkmasaydım, keşke sizin tahminleriniz doğrulansaydı diyorum ama durum ortada.

Yazık oldu Deniz Bey, hem size, hem partinize, hem de size inanan temiz yürekli sosyal demokratlara.

Artık bundan sonra istifa etseniz de bir etmeseniz de.

Bad-el harab-ül Basra!

Alinti : Zaman gazetesi - Zulfu Livaneli

Thursday, 31 May 2007

balik

artik hersey o kadar zor ki.. o kadar sikildim ki herseyden.burdaki insanlardan, kaprislerden, birilerininbana gelip en kucuk bisisormalarindan.ozgur tutsak gibi biseyim.. hayatimin kendi ellerimden alinip baskalari tarafindan yasandigini hissediyorum. ben degil de sanki 3. kisiler yasiyor, ve ben seyirci olarak onlari izliyorum. hani ezginin gunlugunun ' ask bitti elimden sanki bir balik kayip gitti ' diye bir sarkisi var ya, onu ben hayatim icin hissediyorum.. evet belki asklarim daelimde bir balik gibi kayip gitti.. hic bir baligi elinize aldiniz mi? elinizde zor tutarsiniz.. cok kaygandir.. iste dikkatli olmazsaniz hayatiniz da elinizden kayip gider tipki benimki gibi!!!

Sunday, 13 May 2007

Anneler Gunu

Bugun anneler gunu.. canim annecim, anneler gunun kutlu olsun.. keske yaninda olabilseydim ve bunu gozlerine bakarak, ellerini yuzume surerek soyleyebilseydim. sen benim canim annemsin, ve tum diger cocuklarin annelerine hissettigi gibi , sen hic yaslanmayacak, hic olmeyecek, hic hastalanmicaksin.. sen sonsuza kadar yasayacaksin.. seni cok seviyorum canim annem...

tum annelerin anneler gunu kutlu olsun.... bigun bu dilekleri kendimin de duyabilmesi dileklerimle...

Thursday, 3 May 2007

biryerlerde tikanip kaldiysa hayat

Bir yerlerde tikanip kaldiysa hayat, soluk almakgüçlestiginde,
Yüregin susup, mantigin sürüklemeye basladigindaayakarini,
Daglara dönmeli yüzünü insan.
Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli, yüreginiferahlatacak;
Yeni insanlarla tanismali, yeni kesifler yapacak....
Hep isteyip de, bir gün yaparim diye erteledigi ne varsa,
Gerçeklestirmeyi denemeli!
Her geçen gece, ölüme bir gün daha yaklastigini;
Zamanin bir nehir, kendisinin bir sal olup da,
O dursa da yolculugun devam ettigini anlamali.
Bas döndürücü bir hizla geçiyorsa birbirinin aynigünler,
Her aksam ayni can sikintisiyla eve giriliyorsa,
Degistirmeye çalismali bir seyleri;
Küçük seylerle baslamali belki; örnegin, bir kaç durakönce inip
Servisten, otobüsten; yürümeli eve kadar, yüreginetakmali günesgözlüklerini;
Gördügünü hissedebilmeli!
Sagligini kaybedip, ölümle yüz yüze gelmeden önce,
Degerli olabilmeli hayat!
Illa büyük acilar çekmemeli, küçük mutluluklari farketmek için!
Baskasinin yerine koyabilmeli kendini;
Aglayan birine "gül", inleyen birine "sus" dememeli!
Aglayana omuz, inleyene çâre olabilmeli!
Su adâletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamali;
Sevgisiz, soysuz kalarak!
Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden,
Derin bir soluk alip, hapsetmeli kokusunu içine...
Günesin dogusunu seyretmeli arada bir, seher yelioksamali saçlarini...
Karda yagmurda sevincine, coskusuna;
Firtinada boranda öfkesine, isyanina ortak olabilmelidoganin!
Bir çocugun ilk adimlarinda umudu; bir gencindüslerinde gelecegi;
Bir yaslinin hatiralarinda geçmisi görebilmeli!
Çalismadan basarmayi, sevmeden sevilmeyi,
Mutlu etmeden mutlu olmayi beklememeli!
Ama küçük, ama büyük; her hayal kirikligi, her aci;
Bir firsat yasamdan yeni bir seyler ögrenebilmek için;kaçirmamali!
Çünkü; hiç düsmemissen, el vermezsin kimseye kalkmasi için,
Hiç çâresiz kalmamissan, dermani olamazsin dertlerin;
Aglamayi bilmiyorsan, nesesizdir kahkahalarin;
Merhaba dememissen, anlamsizdir elvedalarin...
Ne, herkesi düsünmekten kendini, ne kendini düsünmekten herkesi unutmamali!
Bilmeli çok kisa oldugunu hayatin; hep vermek ya da hep almak için...
Sadece, anlatacak bir seyleri oldugunda degil,
Söyleyecek bir sey bulamadiginda da dinleyebilmeli!
Akli ve kalbiyle katilabilmeli sohbetlere...
Hafizasi olmali insanin; hiç degilse, ayni hatalari,ayni bahanelerle tekrarlamamasi için!
Sorulari olmali, yanitlari bulmak için bir ömür harcayacak!
Dostlari olmali, ruhunun ve zihninin sinirlarini zorlayacak!
Herkese yetecek kadar büyük olmali sevgisi;
Ama, kapasitesi sinirli olmali yüreginin ki, hakkini verebilsin sevdiklerinin;
Zaman bulabilsin;
Bir tesekkür, bir elveda için...
Yasam dedikleri bir sinavsa eger;
Asla vazgeçmemeli sevmek ve ögrenmekten;
Ama, herkesi sevemeyecegini de her seyi bilemeyeceginide fark edebilmeli insan!
Tipki, her seye sahip olamayacagi gibi...
Zamanin ninnisiyle, uykuda geçirmemeli hayati...!

*CAN DUNDAR


18 mayis 2006

sinir

Cok sinirliyim bugunlerde.neden oldugunu bilmiyorum.Sadece patlayacakmis gibiyim.En kucuk seylere bile kizabiliyorum.Kendi kendime konusmaya basladim!! aman allahim, deliriyor muyum ne? koca gun evde konusacagim kimsem yok.Televizyon, radyo ben..ha bi de hayvanlarimiz tabi.ama onlarda ( mr.Bee disinda ) heryere tuy birakmaktan baska biseye yaramiyolar.Mr.Bee ayri.O gercekten de evdeki en zararsiz hayvan..Neyse ne diyodum ben ? hi evet sinirlilik.Isin kotusu de yalniz olusum.Kavga edecegim kimse yok! Eskiden en azindan arkadaslarima satasirdim, onlar benim sinirli oldugumu anlayip ( cunku genelde durup durduk yerde insanlara satasan psikopat bi tip degilimdir ) alttan alirlardi.Ben bagirirdim, sacma sapan seylerden kizardim onlara, sinirim gectikten sonrada ozur dilerdim olur biterdi.Onlar zaten bildiklerinden benim onlara bagirdigim sure boyunca sadece sinirden bagirdigimi, hic sorun olmazdi.Simdi nasil ihtiyacim var sana..Agzimiz dolu dolu kavga etsek...Sen gulsen ben bagirdikca, ben biraz daha sinir olsam, sonra ben de gulmeye baslasam sinirden, sonra o gulusler normale donse...sona seker seker gidip bisiler icsek ya da ne billim birilerini arayip, hep birlikte bisiler yapsak...Sen ! dostum arkadasim, sevgilim, annem, babam, abim...Hepinizi cok ozledim!!!!Yanlizlik ne kotuymus ya! kavga edecek birisini bile bulamiyorsun!Ama gececek boyle gunlerim..Sizleri cok ozledim ben!!

25 mayis 2006

denizim

Yalnizlik bazen cekilmiyo..Buraya geleli 4 ay olacak 3 gun sonra.Alistim mi??Hmm evet alistim sanirim..Ama insan arkadaslarini, dostlarini, ailesini ozlemiyo degil yani!Evet biliyorum Datca'yi sevmem , hala da sevmiyorum..Ama denizi cok ozledim! simdiye kadar hic yasamadim ki denizden uzak.nasil oluyor da yapiyorum anlamis degilim.Evimde olsam sikildigimda, aglamak istedigimde ya da belki bazen moral bulamak istedigimde denizime kosardim.Yururdum bi muddet, tas toplardim hatta.Burda bi suru nehir var denizimin yerine.Ama o ayri deniz ayri degil mi? Denizimin ucsuz bucaksiz buyuklugu yok nehirde.Yada seyre daldigin zaman seni sanki alip goturecekmis hissi uyandirmiyor nehir insanda.Buraya gelmeden once yurtdisindan gelenleri, ya da gurbetci diye tabir ettigimiz ( ki hic sevmem gurbetci lafini nedendir bilinmez ) kisileri gordugumde aman ne cok degismisler derdik..Havalara girmisler.Bende oyle bi degisiklik oldugunu sanmiyorum.Ama tabi ki degisiklikler var buranin bana kattigi..Kimseye guvenemiyorum mesela.eskiden Esra herkese kollarini acardi, herkese sonsuz guvenirdi.Ama burda azcik paranoyak olmayi ogrendim.Biliyorum guzel bisi degil bu ama sanki kendimi daha guvende hissettiriyo!Buranin bana kattigi ( kattigi mi demeliyim bilmiyorum aslinda iyi bisi mi kotu bisi mi )bisey daha var, kedileri sevmeye basladim.Evimizde 2 kedi 1 kopegimiz var.Rascal ( 3 yasinda, sarman, upuzun tuyleri var ve cok asi ), Mr.Bean ( 15 yasinda , arka sol bacagini trafik kazasinda kaybetmis, uysal), Tess( 15 yasinda bi labrador, simsiyah, surekli bibsiler araniyo yiyecek, bahceden disaricikamiyo, cikarsa cok yoruluyo,iceri girmek istediginde 1 kez havliyo disari cikmak istediginde hic bisi yapmiyo :))) )Mr.Bean ile aramizda guzel bi bag olustu.ben koltuk degistirince o da degistiriyor.Yatarken mutlaka vucudunun bi bolumunu bana degdirerek uyuyor.Hersey guzel de , hayatimda bi de bu kadar keske, ama ve coklar olmasa! Bicok yonden beni ben yapan kelimeler.Ama ayni zamanda beni benden alan sozcukler !Bazen hayatimda olmasa diyorum..Azaltsam onlari..Sonra dusunuyorum da eger onlar olmasaydi belki de burda olmazdim simdi..Kimbilir..Simdilik bu kadar...

25 mayis 2006

nefret

insanin kendinden nefret etmesi ne kotu bisidir..aslinda baskalarindan nefret etmesinden daha kotudur.birisinden nefret ederseniz o insani hayatinizdan cikarirsiniz, bi sure belki acitir icinizi ama sonra gecer..ya kendinizden nefret ederseniz? o zaman naparsiniz?? hic bisi..kendinizi hayatinizdan cikarabilme gibi bi luksunuz ne yazik ki yok..olene kadar tasiyacaksiniz kendinizi..
kacmak da kurtarmiyor insani kendinden..nereye gidserseniz gidin sizi de kendinizle goturuyo olmaniz aslinda hic bi kacisin basarili olamayacagini gosteriyo....yani hatalarinizi da, bencilliginizi de, sevginizi de cabinize koyuyorsunuz...kotu seyleri de iyi seyleri de..evet insan iyi seylerden kacmak tabiki istemiyor, peki ya kotu ozellikleri? nefreti, bencilligi, hatalari, yalanlari?? bunlardan kacabilir misiniz?? hmmm..sanmiyorum..en kotusu de kactiktan sonra kotu huylariniza devam etmeniz..kirmaniz ve belki muhtemelen cok daha fazla kirilmaniz..bi arkadasim yazi yazmis sitesine izniyle alinti yapmak istiyorum, "....Hele ki güvenilir hiç beklenmedik yerden saplanan bıçaklarsa bunlar, yaraları normalinden daha keskin, daha kapanmaz ve daha acı vericidir ...." evet cok dogru soylemis degil mi? iste bazen bu bicagi saplayan sizsinizdir ve saplanmis olmaktan cok daha aci vericidir..asla unutmayacaginiz ve sonsuza kadar tasiyacaginiz bi pismanlik olur icinizde..tipki yara gibi...onu hatirlatan seyler gordugunuzde her defasinda kabugu kalkan yara gibi, olunceye kadar tasirsiniz..

pismanlik..evet, belki her insan hayatinda pisman olmayacagi seyler ister..yaptigi her seyin, attigi her adimin dogru olmasini ister..adimlar, bazen dogrudur bazen de degil..bazi adimlariniz da hayatinizda bi daha asla dolduramayacaginiz bosluklarin acilmasina neden olur..geri donusu olmayan pismanliklar..hergun sabah uyandiginizda KESKE yapmasaysdim, KESKE zamani geri alabilsem dedirten yanlis adimlar..affedilmeye siddetle ihtiyac duyduran adimlar, ama asla affedilmeyeceginizi bilmenin veridigi o ic acisi...dedim ya yara alan siz olsaniz belki iylestirirsiniz, o insani hayatinizdan cikarirsiniz ya da affedersiniz..Ama yara veren siz olursaniz hersey karsi tarafa baglidir..ister affeder ister affetmez..size sadece gozlerinin icine bakip afdilemek duser her gece yatarken ve har sabah kaltiginizda..en kotusu de nedir bilir misiniz, yaninizda olmamasi yaraladiginiz kisinin, dokunamayisiniz, diz cokup af dileyemeyisiniz, sadece resimlerle konusmak zorunda kalmaniz..

neyse..burdan simdiye kadar kirdigim tum insanlardan BINLERCE KEZ OZUR DILEMEK istiyorum...bicakladigim, kanattigim. acittigim tum insanlardan...ve bilmelerini isterim ki emin olun, sizden daha fazla kendimi acittim sizi acitarak...binlerce ozur...affedilmek icin cok gec oldugunu bile bile, bosuna dilenmis olan ozurler oldugunu bile bile ozur dilerim...acitmanin verdigi aciyi sanirim olene kadar tasiyacagim...

E.

12 haziran 2006

karmasik

kafanizin karistigi cok olur mu? ama boyle cokca deli gibi karistigi? ne yapacaginizi bilemediginiz? hele bi de hayatinizla ilgili buyuk kararlar alacaginiz zaman, eminim olmustur..olmadi diyen de yalan soyler saniyorum..iste ole gunler yaisyorum simdilerde...karar vermesi cok zor bi asamadayim..sanki iki yani ucurum olan bi yolda durmusum dabi o tarafa bi bu tarafa bakip hangi taraftan bosluga birakmaliyim kendimi der gibiyim.ama belki de sirtimda hic farkinda olmadigim bi parasutum vardir..asagi duserken farkedecegim, sonra ruzgarin estigi yere beni surukleyecek bi parasut..ama simdi bilemiyorum o parasut var mi , yok mu..gelecek de bole bisi sanirim..sirtinizda olup olmadigini bilmediginiz bi parasut..ruzgarin sizi nerey surukleyecegini bilememek..keske bi sans verilse bize..onumuzu cok degil sadece bikac dakikaligina gorebilsek...oyle karar verebilsek bazi seylere..ozellikle tikanip kaldigimiz yerlerde..

evet tikandigim cok oldu,herkes gibi..ama kendimce bu kadar tikandigimi hic hissetmemistim..ne yapacagimi bilemez halde olece salak salak etrafima bakiniyorum...icimden aglayip disimdan gulmek zorunda kaliyorum...cunku tasidigniz yuk bazen cok agir oluyor, baskasiyla paylasilamayacak kadar..palyaco gibi yani...gulup de aglamak...icin icin, kimselere caktirmadan...bakalim ne tarafa dusecegim..umarim benim kararima gerek kalmadan guclu bir ruzgar gelip beni herhangi bi tarafa atar..cunku artik cok yoruldum dusunmekten...


19 haziran 2006

kodum gitti

gecenlerde yazi yazmistim karmasik diye..yazima yorum gelmis dostumun birinden..bi insanin kac tane dostu olur demeyin, benim 3-4 tane var! onlar kendilerini bilirler.soylemeye gerek yok simdi!! zaten benim dostlarim beni bilirler, ben hissetmedigim seyi soyleyemem....hissediyosam da dibine kadar, ustune basa basa solerim! iste o yuzden onlar kendilerni bilirler!!!!iste o dostlarimin birinden bi yorum gelmis yazima.." koy gitsin gittigi yere kadar " evet oyle yaptim canim benim! ne cok soylerdik bunu birbirimize okul zamanlarinda..sevgilimiz bizi terkettiginde, sinavlardan kaldigimizda, paramiz olmadiginda, kuru ekmegi islatarak yumusatip, kabugu kurumus zeytini yanina katik edip yerken...neler neler yasadik hala da yasiyoruz..evet belki artik kuru ekmek yemiyoruz ama yalniziz..dibine kadar yalniziz hem de..her defasinda damarlarimiza basinc yapacak kadar buyuk bi yalnizlik yasiyoruz kendi icimizde...evet biz hala birbirimize sahibiz, ama ne yazik ki her sabah kalktigimizda evde 7-8 kisi uyanip kim nerde yatmisti unutarak kahvalti yapamiyoruz..yumurtali patateslerimiz, kucukcuk walkman ve onun nerdeyse 10 kati buyuklugundeki hoporlorlerimiz yok!butun seneyi DSS, OFSPRING dinleyip televizyonun yoklugunu farketmeden gecirebilecegimiz gunler yok..yada gecenin bi yarisi kapi calininca hepimizin Erdemin odasina saklandigimiz gunlerimiz..yalniziz iste..paramiz var, evimiz var, belki arabamiz var ama yalniziz..oysa ben ne cok ozledim bi taksiye 7 kisi binmeyi sona da herkesin cebindeki butun demir paralarla taksi parasi odemeyi...ne cok ozledim o gunleri...para, ev, araba bunlar bos isler..o eve her aksam elinde ekmek, yumurta, patates, bira ve sigarayla gelecek dostlarim olmadiktan sona... sarhos olursam bana kim goz kulak olur diye endiselendikten sona neye yarar 10 tane bira icmek barda?? bi tane birayla da sarhos olabiliyoduk biz...paramiz olmadigindan genelde bi tane alabiliyoduk cunku..bunu bildigimizden, belki de psikolojik olarak sarhos oluveriyoduk..." kafa salla kro demesinler " sloganimizdi!!herkes bi elinde birasi digerinde sigarasi kafa sallayip, sag ayagimizla ritim tutarken barda birbirimize bakip biyik altindan gulmeceler...
neyse ne dicektim ben..hmm evet..koydum gitti gittigi yere kadar be dostum!! tutmicam bundan sonra gerisini berisini...biraktim zamana o cozer herseyi!! hep ole olmadi mi zaten, kicimizi yirttik da zaman yine yapcani yapmadi mi bize..birakiverdim bende dedigin gibi...eski gunlerdeki gibi...hadi simdi icmeye gidelim...ne kadar var sen de????

22 haziran 2006

Tek Kisilik Tavla

gecenlerde tek basima tavla oynadim..ne kotu yaw..insanin tavla oynicak birini bile bulamamasi..gerci buralarda tavla bizdeki gibi milli oyun degil ama yine de insan sole haftasonu kahvaltilarindan sona bulasiktan once 2-3 saat tavla oynayabilecgi birilerini aramiyo degil yani..haa, tavlanin sonucu mu? bikez kendimi yendim, bikez de kendime yenildim..:))

7 temmuz 2006

Ucurtma

ucurtma ucurmayali ne cok oldu. simdi kagidi karalarken ucgenlerden bisiler ciziyordum , farkina varmadan ucurtma cizivermisim.zaten ucgen cogu zaman ucurtmalari animsatmaz mibi kadin cizdim once , elleri gozleri saclari hatta cinsel organi bile ucgen olan..zaten ucgene benzemez mi?:) neyse...evet sona farkettim ki ucurtma cizivermisim, kocaman kuyruklu..rengarenk bi kuyruk, evet kalemim siyah beyazdi ama rengarenk gorunuverdi gozume.kucukken eminim hepiniz ucurdunuz, en az bir kere de olsa hayatiniz da...ben de ucurdum.cok basarili olmasam da haftasonlari ailecek gittigimiz pikniklerin bi cogunda babacigimin ustun cabalariyla birkac defa da havalandirmayi basarmistim.ama ne guzeldir di mi ucurtmalar?!? ipi sizin elinizde de olsa ozgurlugu ifade eder ilginc bi bicimde. belki de cogumuzun yasadigimizi sandigimiz ozgurluklerimiz gibi. yada ulkemizin..tamam tamam bu sefer politika yok bu yazida. sadece ucurtma cizerken aklima geliverenleri yazacagim.ucurtmayi vurmasinlari izlemeyeniniz yoktur sanirim. cok net hatirlayamasam da ayrintilari -uzun zaman oldu cunku en son izleyeli - ne guzel bi filmdir o! her izledigimde beni aglatan 2. film... birincisi selvi boylum al yazmalim.bu iki filmi her izledigimde mutlaka aglarim ( salak miyim neyim? :))) ) neyse ne diyordum hmm evet ucurtmayi vurmasinlar'inana temasi , hapishanede dogup buyuyen cocugun ve annesinin bitmeyen azabiydi...dedigim gibi cok net hatirlayamaiyorum ayrintilari ama cocugun ucurtmayi vurmasinlar deyisi kulaklarimda, yuz ifadesi..ne kotu daha dogarken , esir dogmak ..gidebileceginiz , siginabileceginiz biyerinizin olmamasi..baskalarinin ( anneniz bile olsa ) gunahinin cezasini sizin de cekmeniz.kurtulusunuzun olmamasi..rengarenk kuyruklu ucurtmalarinizi ucuramamaniz, baskalarinin ucurtmalarina bakmak zorunda kalmaniz..ne zor ne aci! hepinizin hayatinda kocaman rengarenk kuyruklu ucurtmalariniz olsun, sakin vurmalarina izin vermeyin, ne geliyosa elinizden yapin onlari havada yukseklerde tutmak icin.ben benimkilerin vurulmamasi icin onlari cok yukseklere cikartmaya calisiyorum, HALA VE INATLA!!!!!

14/07/2006

askin en aci hali!

tam gögsünün ortasinda bir yerin aciyacak...
evinin seni içine sigdiramayacak kadar dar olduðunu fark edeceksin...
sokaga firlayacaksin...
sokaklar da dar gelecek...
tipki vücudunun yüregine dar geldigi gibi...
ne denizin mavisi açacak içini, ne piril piril gökyüzü...
kendini tasiyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin...
birileri sana bir seyler anlatacak durmadan...
"önemli olan saglik." "yasamak güzel." "bos ver, her sey unutulur." sen hiçbirini duymayacaksin...
gozyaslarindan etrafi göremez hale geleceksin...
ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarinda ölmek isteyecek kadar çok seveceksin...
hep ondan bahsetmek isteyeceksin...
"ölüme çare bulundu" ya da "yarin kiyamet kopacakmis" deseler basini kaldirip "ne dedin?" diye sormayacaksin...
yalniz kalmak isteyeceksin...
hem de kalabaliklarin arasinda kaybolmak...
ikisi de yetmeyecek...
geçmisi düsüneceksin...
neredeyse dakika dakika...
ama kötüleri atlayarak...
onunla geçtigin yerlerden geçmek isteyeceksin...
gittigin yerlere gitmek...
bu sana hiç iyi gelmeyecek...
ama bile bile yapacaksin...
biri sana içindeki aciyi söküp atabilecegini söylese, kaçacaksin...
aslinda kurtulmak istedigin halde, o aciyi yasamak için direneceksin...
hayatinin geri kalanini onu düsünerek geçirmek isteyeceksin...
aksini iddia edenlerden nefret edeceksin... herkesi ona benzetip...
kimseyi onun yerine koyamayacaksin...
hiçbir sey oyalamayacak seni...
ilaçlara siginacaksin...
birkaç saat kafani bulandiran ama asla onu unutturmayan...
sadece bir müddet buzlu camin arkasindan seyrettiren...
bütün sarkilar sizin için yazilmis gibi gelecek...
bogazin dugumlenecek, dinleyemeyeceksin...
uyumak zor, uyanmak kolay olacak...
sabahi iple çekeceksin...
bazen de "hiç günes dogmasa" diyeceksin...
ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler...
ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin...
belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çikana sarilmak isteyeceksin...
nafile... dusuncesi bile tahammül edilmez gelecek...
rüyalar göreceksin, gerçek olmasini istedigin...
her siçrayarak uyandiginda onun adini söyledigini fark edeceksin...
telefonun çalmasini bekleyeceksin...
calmayacagini bile bile...
her çaldiginda yüregin agzina gelecek...
aglamakli konusacaksin arayanlarla...
yüregin burkulacak...
canin yanacak...
bir daha sevmemeye yemin edeceksin...
hayata dair hiçbir sey yapmak gelmeyecek içinden...
onun sesini bir kez daha duymak için yanip tutusacaksin...
defalarca aradigi günlerin kiymetini bilmedigin için kendinden nefret edeceksin...
yasadigin sehri terk etmek isteyeceksin...
onunla hiçbir aninin olmadigi bir yerlere gidip yerlesmek...
ama bir umut...
onunla bir gün bir yerde karsilasma umudu...
bu umut seni gitmekten alikoyacak...
gel gitler içinde yasayacaksin...
buna yasamak denirse...
razi misin bütün bunlara...?
hazir misin sonunda ölüp ölüp dirilmeye...?
o halde asik olabilirsin ...
Can Dündar

4 agustos 2006

beklemek

beklemek ne zor seydir....hele beklenen sey veya kisi sizin icin cok onemliyse..sizin icin cok sey ifade ediyorsa...zamanin cok cabuk gecmesini istersiniz..su gibi yani..ama bi turlu gecmek bilmez, belki her 2 dk bir saate bakarsiniz, bi once baktiginizi unutarak..ya da hergun takvime bakarsiniz gunun ne oldugunu, ayin kaci oldugunu bile bile...hasta cocugunuzu yada babanizi hastaneye goturecek ambulansi beklerken, yada sevgilinizle bulusmaya gitmek icin otobusu beklerken...beklemek acitir insanin canini , hele gideceginiz yeri ve ya kisiyi cok seviyorsaniz..zaman gecmez, ne giysem, ne gotursem, ne desem provalari yapilir aynanin karsinda saatlerce haftalar once...ama bunlar yakin zamani ifade ettigi icin cok da acitmaz insanin canini..peki ya uzun vadeli planlariniz?? evliliginiz, evleneceginiz adam/kadinin kim olacagi. ilerdeki isiniz?? bunlar uzun vadeli pplanlar ve insan merak etmeden duramiyo...ve bi an once artik ne olacaksa olsun demek geliyo insanin icinden..eliniz kolunuz bagli olece oturup gunlerin saaatlerin gecmesi kadar kotu bi duygu olabilir mi?? acitan?? heran olabilir bunlarin hepsi , belki yarin ama belki hic olmayabilir, ya da belki 10 yil sonra...nasil beklemeli?? nasil en aza indirmeli merak etmeyi, bosvererek mi?? ya bosverilmeyecek kadar onemliyse tum bunlar sizin icin??

beklemek zor is...bazen de cok acitan bir is...napmali??ne etmeli nasil beklememeli, nasil bekletmemeli??

7 agustos 2006

sevgili

beni anlayabilecek misin? sana cok kizdigimda hatta senden nefret ettigimde( sana olan sevgimden dolayi) gulumseyip hala seni seviyorum diyebilecek misin?seni cok seviyorum ben, bana bakislarini, geceleri uyumadan beni izleyislerini, saclarimi sevmeni...

ama bi yandan da sana cok kizginim nedenini bilmedigim bi kizginlik var..belki de su anadek gelmediginden.. sevgi nefretle baslarmis derler ya, oyle karmasik!! ikisinin cozeltisini kalbime doldurdum..dokulmesi diye altina kendi kalbini canak yapabilecek misin?

seni cok seviyorum ben, hayalini yasamayi, odami senle doldurmayi..tezgahtaki coraplara dokununca seni dusunebilmeyi..seni ozluyorum.yanima gel artik bul beni istiyorum.ben kendimi kaybetmisken, bocalarken yalnizligimla, elimden tutuver istiyorum.mavi kahverengi salonumuzu yapalim artik istiyorum.kaktuslerimizi banyomuzun koselerine yerlestirelim..

hadi gel artik bul sev beni, cok sev..ben seni cok seviyorum adini bile bilmedigim gelecekteki sevgilim...

16.8.2006

pencere

bugunlerde hic yazi yazasim yok .oysa o kadar cok sey var ki anlatmam gereken paylasmam gereken.cok yogunum son zamanlarda..evet kizsal mazeretler de var isin icinde ama onun yaninda sanki daha baska birseyler de var ne oldugunu bi turlu cozemedigim, bulduramadigim..cozsem sanki hersey daha kolay olacak..sey gibi hani doktorun teshisi koymasi ( dogru teshisi ama ) sona tedaviye baslamasi gibi..boylece sorunun ne oldugunu bilmek ona gore davranmak gibi..o bile rahatlatiyor insani..hic bisi bilmemektense..en azindan ben deliyim demek yegdir!

keske bilsem neler oldugunu bana..geceleri uykusuzluk cekiyorum. sona yatagin icinde boyle saatlerce bi o tarafa bi bu tarafa yuvarlanip duruyorum..ya da boyle yaziyorum iste..

neler hissediyorum ben? yoksa hicbisi hissetmemeyi mi? oyleyse eger cok buyuk bi bosluk bu..ama bazen de herseyden biraz var sanki icimde. ask, aci, sevinc, huzun, uzuntu, tasa, nese...herseyden!! hepsi savas icinde birbiriyle sanki..hepsi cikip gitse artik icimden..yalniz kalsam, bedeni yalnizligim yetmiyormus gibi su dort duvar arasinda !!!kendimle konusmaya baslamaktan korkar oldum..sesimi duyunca bi tuhaf oluyorum..

eskiden de yalniz hissettigim olmustu, meger onlar benim husnu kuruntlarimmis.yine de sokaga ciktigimda hatta bazen cikmaya gerek kalmadan pencereden baktiginda kendine yakin insanlar gormek yetermis, yalniz olmadigini hissetmeye..ama simdi pencerenin onunden gecen bile yok! belki aksam ustu 2-3 tane yasli cift ..onlar almiyor ki insanin yalnizligini onlara bakinca kendimi daa cok yalniz hissediyorum olume daha yakin..birbirleriyle konusmuyorlar bile, oylece yuruyolar, sanki artik bitse de rahatlasak der gibi..belki ne cocuklari ariyor ne de torunlari.. benden daha yalnizlar sanki.ben daha sansliyim en azindan kacacak yerim var...ben biliyorum en azindan memleketime dondugumde beni canim annem, dostlarim, arkadaslarim bekliyor.onlarsa buraya, bu ulkeye sikismislar, kendileri gibi insanlarla birlikte olmak zorundalar..benim uzakta da olsa kendimi iyi hissettirecek , yalnizligimi alacak yureklere sahibim..bu yalnizligim gecici..burda dosrt aramiyorum, bundan sonra dost bulamayacagima inaniyorum..benim dostlarim bana yeter, burdakilerden ne dost olur ne kasaba!!!!!!!!!!!!!

sizi cok ozledim dostlarim, sevgililerim, eslerim, annelerim..yakinda geliyorum ozman iste ne yalnizlik ne baska bisi..size doyacagim, yada bir iki lokma alirim burda gonlumu tok tutacak kadar..
sizi cok seviyorum!!!

22/08/2006

terkedilmislik

sabah kalkti..her zaman yaptigi gibi kizini doyurdu, onlugunu giymesine yardim etti ve okul servisine binene kadar arkasindan bakti..kapiyi kapatip belki de zamaninin cogunu gecirdigi mutfagina dondu..aksamdan calistirdigi makineyi bosaltti..kocasi bugun ise gitmicekti..cok yorulmus , birkac gun istirahat etmek istemisti, nasilsa dukkandaki elemanlar herseyi biliyolardi, guveni de sonsuzdu onlara..simdi yataginda misil misil uyuyordu kocasi...yavasca radyoyu acti, sabahlari dinlmekten buyuk zevk alirdi..mutfakta isini bitirdikten sona 1-2 saat kadar evini toparladi, camasirlarini makineye doldurdu, biraz resim yapti..o sirada kocasinin uyandigini duydu..hizla odaya gitti..nasil da ozlemisti kocasini..kac gundur eve gec geliyor, hemen yataga girip nerdeyse hic konusmadan uykuya daliyordu..boyle oldugunda kendini cok huzursuz ve terk edilmis hissederdi..oysa ilk tanistiklarinda ne kadar da guzel , heyecanli bi iliskileri vardi..ama nerdeydi simdi o adam? bulusmalarinda onu gordugunde nerdeyse gozlerinden yaslar suzulen adam sanki yok olmustu..onun yerine surekli islerin pesinden kosturan, duygusuz, nerdeyse bazen hic konusmayan biri gelmisti..evlenmeden once kocasini mutlu edebilecegine cok inaniyordu..acaba biyerde yanlis mi yapmisti? ama hergun kocasi eve gelmeden dusunu almis, hafif makjay yapmis, her zaman hos gorunmek icin cabalamisti..evet onun da zor anlari olmustu herkes gibi, belki dirdir ettigi zamanlar ama sonradan hep susmasini bilmis, bi sekilde kocasini mutlu etmeye ugrasmisti...odaya girdiginde kocasinin yari uykulu yari uyanik oldugunu anladi, hemen yanina gidip yataga oturdu, kocasinin yuzunu oksayip " gunaydin kocacim" dedi..en sevdigi sozdu " KOCACIM" ..sanki bu sozcuk ona ,hayatinin sonuna kadar onunla olabilecegini gosteriyordu..ama nerden bilebilirdi ki, ya simdi su kapidan cikip gitse acaba kendisinde kocasini durdurabilecek gucu bulabilecek miydi?? kocasi yavasca gozlerini araladi ve gulumsedi..dudaginin etrafindaki kirisikliklar belirginlesti gulumseyince, her gecen gun kocasi biraz daha yakisikli oluyordu, peki ya kendisi?? acaba o da ayni seylerimi dusunuyordu? yuzumdeki alnimdaki cizgiler ona ne dusunduruyor? diye aklindan gecirdi bi an.kendisiyle ayni seyleri dusundurdugunu umdu...yavasca egildi kocasini optu..artik eskisi gibi bile opusmuyorlardi..eskiden olsa simdiye kadar kocasi onu coktan yataga cekmis sevisiyor olurlardi..bunu dusununce kendini cok ama cok kotu hissetti..ama belli etmemeliydi, yoksa kocasi tafra yaptigini sanabilir hersey daha kotu olabilirdi..bugun o erkeginin yine onun oldugunu hissetmek istemisti, hepsi bu..yatakta bi sure oturup gozleri kapali kocasini izledikten sonra , kulagina kahvaltini hazirliyorum deyip mutfaga gitti..ayaga kalkarken lutfen elimden tut durdur ve beni sevdigini soyle diye icinden gecirdi, ama bu olmadi..mutfaga gidip kahvaltisini hazirlamaya basladi..kahvesini koyarken banyodan su seslerinin geldigini duydu..acaba diye gecirdi icinden, ama sonra hemen vazgecti, hic bi zaman kendini zorla sunmamis, hep bi isik beklemisti. ve o isik bu sabah da gelmemisti.kahveyi koyduktan sonra, kendine de bi bardak buzlu su koyup masaya oturdu..hava ne kadar da sicakti..kocasi bornozuyla masaya geldi..kahvalti boyunca havadan sudan, kizlarinin okulundan, yazin belki cikacaklari tatilden bahsettiler..aslinda mutlu bi aile sayilabilirlerdi..maddi durumlari fena degildi,cok zeki ve guzel bi kizlari vardi..evleri ortalamanin ustunde dosenmis, kira odemiyorlardi..kendisi isi birakmisti, kizini kendisi buyutmek istedigi icin calistigi sirketten ayrilmis en azindan kizi 8 yasina gelene kadar calismak istememisti..disardan bakildiginda butun arkadaslari, ailesi , dostlari cok mutlu bir evlilikleri oldugunu dusunurlerdi, ama ozman sorun neydi?? neden kendisini bu kadar terkedilmis hissediyordu? bu kadar sevilmeyen? kafasinin icinde milyonlarca soru birikmisti, hepsini konusmayi cok kuvvetli diledi bi an..keske konusabilseydik eskisi gibi dedi..yada eskisi gibi dinlenseydim diye dusundu..hemen kafasindaki dusunceleri kovup, kocasina bi kahve daha doldurdu..kahvalti bitmis, gazeteleri okumaya baslamislardi bile..uzun bi sessizligin ardindan, kalkip camasirlari asti, bulasiklari makineye doldurdu, bu arada kocasi giyinip gelmisti bile...salona gecip oturdular..hala dogru duzgun konusmuyorlardi..tv izlediler, muzik dinlediler, tvdeki programlarda cikanlar hakkinda yorum yaptilar ama bu hala bekledigi konusmalar degildi...kocasinin sikildigini hareketlerinden, bakislarindan anlayabiliyordu, ama elinden gelen bisi yoktu..bir iki kez hobisi olan yelkenlilerden ve arabalardan konu acmaya calismis ama kocasi bir iki cumle kurup sohbetin gerisi getirmek icin ugrasmamisti..gozlerindeki pariltinin dondugunu bile gormemisti ki..sona kocasi ben biraz cikayim arkadaslari goreyim deyip ustunu degistirmek icin yatak odasina gitti..10 dakika sonra giden kocasinin arkasindan kapiyi kapatinca, duvarin dibine oturup hickiriklara boguldu..butun o sorular kafasina hucum etti yine..sucu hep kendinde ariyor ama bi turlu cevap bulamiyordu..eski hassas esinin yerine gelen adam ise yardimci olmayi hic istemiyor gibi davraniyordu..acaba gercekten hic bi sorun yoktu da kendisi mi abartiyordu? degisen bisi yok muydu? yoksa herzaman onun ilgisine cok alistigi icin, onun yakinligini cok sevdigi icin mi simdi kendini bu kadar yalniz ve terkedilmis hissediyordu? acaba kocasi neler hissediyordu? kocasi da onun sogudugunu mu dusunuyordu yada hersey normal miydi? yoksa evliliklerin monotonlasmasi onlarin da mi basina gelmisti..en korktugu seydi bu..evlenmekten bu yuzden korkmustu, ama ona asik olunca ve ona benzeyen bi kiz isteyince evlenmek cok cazip gelmisti oysa ki...

bi anda toparlanip ayaga kalkti, gozyaslarini sildi, siyrilan etegini duzeltti..birazdan kizi gelecekti..ona yiyecek bisiler hazirlamaliydi..hemen mutfaga gecti, aklindaki tum bu karmasik sorulari cok uzun sure bi daha disari cikmamak uzere en gerilere itip, firini yakti....



e.

7 eylul 2006

satilmis ruhlar, kalpler..

nedir bu 2. sinif insan muamelesi? nedir bu igrenclik...burdan her gecen gun biraz daha nefret ediyorum..bazen hic gelmemis olmayi tercih ediyorum..keske ...sadece avrupa birligine - .oktugumun birligi - uye olmadigimiz icin nelerle karsilasiyoruz..ama bence ondan da degil..turkiyenin basinda simdi oturan o pervasiz , vurdumduymaz orumcek beyinli, stilmis insanlar yuzunden simdi bu hallerdeyiz..yaptiklari tek sey amerikaya ve avrupaya yaltaklanmak...daha nerey kadar biyerlerini yalicaklar merak ediyorum..haysiyet, sref kalmamis, ustune ustluk dini kendilerine meze yapan bu insanogullari - ne kadar insanlarsa !!- nereye kadar daha memleketlerini satacaklar merak ediyorum..bigun uyandiklarinda o cok sevdikleri camilerin yerini kiliseler, o cok sevip dinledikleri ezanin yerini de canlar almis olacak..izte ozaman belki naptim diyecekler ama gec olacak..devam edin yaltaklanmaya..abdnin avrupanin istediklerini yapin ..bir bir..onlarin istedikleri de bu zaten..satin herseyi ulkenin gelecegini, etibanki satin 3 kurusa, bor madenlerimizle birlikte..onlar nasilsa arabalarini icat ettiler kaynak bulma sirasi..verin elinzdeki zenginlikleri de...zaten baska neyimiz kaldi ki? yerustundeki herseyi sattiniz bir bir, ruhlarinizi bile, yeraltinda simdi sira..onu da tuketin, iliklerine kadar satin ulkeyi...sonra disarda hicbi itibariniz kalmasin, tipki her yalakanin - birey yada topluluk - hicbi sayginligi itibarinin kalmamasi gibi..satin ruhlarinizi..o kirlenmis, igrenc beyinlerinizi...

7 eylul 2006

zenginlik

o cok sevdigi magazanin onunde durup vitrindeki elbiseye bi kez daha bakti..yanindan magazaya zengin gorunuslu sik kadinlar girdi, suratlarinda o herseyle alay eden yapmacik guluslerden vardi..acaba diye dusundu, hic bi zaman yoklugun tadini bilmisler miydi? onun gibi bi elbiseyi alabilmek icin 1,5 aylik kazancini hic yemeden biriktirmeleri gerekmis miydi hayatlarinda? bunu yapamayacaklari gercegiyle yuzyuze gelince icleri acimis miydi? ya cocuklari? onlara herzaman istedikleri seyleri alamamanin buruklugunu bi anne olarak hissetmisler miydi? neyse deyip o cok sevdigi ama bi o kadar da nefret ettigi magazanin onunden ayrildi..yagmur basladi o sira..yurumesi gereken cok yolu vardi..islanicam dedi..bi yandan da dua ediyordu hasta olmamak icin..dolmusa verecek parasi yoktu cunku..butun ayligini oyle ince ayirmisti ki giderlerine en kucuk bir dengesiz harcama herseyi alt ust edebilirdi..kocasi onu terk edip gittiginden beri herseyi kendisi yapmya alismis, kucuk bir konfeksiyon magazasinda buldugu iste basarili olmak daha dogrusu kovulmamak icin disiyle tirnagiyla calisiyordu..bazen zengin insanlari kiskandigi olurdu ama cok buyutmemeye hele de kizina hic belli etmemeye calsirdi bunu cunku eger kizi asagilik kompleksine kapilirsa bu ikisine de zarar verebilirdi...bu dusuncelerle evine vardi, islak kiyafetlerini degistirip ocaga aksam yemekelri olan corbayi koydu ve kizinin okuldan gelmesi icin beklemeye koyuldu....

12 eylul 2006

yalanci meme

BIAN BUYUMEK GELDI ICNDEN..AYAGA KALKIP YATTIGI YATAKTAN , BEN GIDIYORUM ARTIK DEYIP, CEKIP GITMEK..AMA YAPAMADI..ISTE HALA O YATAKTA YATMIS , GOZLERI TAVANA DIKILI AGZINDA YALANCI MEMESIYLE OYLECE YATIYORDU. GERCEK SEVGIYE IHTIYACI VARDI ASLINDA ONUN, GERCEK ILGIYE..BAZEN GERCEKTEN KENDINI KANDIRILAN BI BEBEK GI BI HISSEDIYORDU..AGLADIGINDA YADA OLAGANIN DISINDA SUSKUN KALDIGINDA BUNDA BI IS VAR DENILIP AGZINA YALANCI MEME TIKILAN YA DA ILGI GOSTERILEN..AMA O HEP GERCEK ICTEN OLANINI BEKLERDI.HERKES O BEBEK, ANLAMAZ NASILSA DIYE DUSUNUP BOYLE DAVRANIRLARDI, EN KOTUSU DE ONLARIN YAPTIKLARININ FARKINDA OLMASIYDI.EVET BU ONU COK KIRIYORDU AMA YINE DE BISI SOLEMIYORDU.ZATEN NE ZAMAN BOYLE DURUMLARDA BISI SOLEMISTI KI? HIC BISI YOKMUS GIBI DEVAM EDER HAYATINA , SONA SESSIZCE CEKIP GIDERDI. TA KI GERIDE KALANLAR ONA KARSI YAPTIKLARI HATALARI ANLAYANA KADAR..AMA COGU ZAMAN GERI DONUS OLMAZDI..

YATAKTA BUNLARI DUSUNUYORDU , VE EN SON YALANCI MEMESINI..SONA KARAR VERDI , O DA ARTIK YALANCI MEMELERLE AVUNMAYA , DUSUNMEMEYE GERCEK OLAN HICBISEYI... AGZINDA MEMESI, YUZUNDE GULUMSEMESIYLE UYKUYA DALDI

21 eylul 2006

SIKINTI

insanin cani nasil sikiliyo..nasil lanet ediyo herseye..ne kadar cok istersen bi seyi o kadar nefretle doluyosun ayni zamanda.hic bisi yapmadan, beklemeden, beklentiye girmeden, istemeden olum gununu bekleyesi geliyo insanin... yada cabuklastirmak...bugun cok nefret doluyum cok...cok fenayim cok!!!

6 kasim 2006

kucuk hayat

belirsizlik hayatta en sinir oldugum seydir ve nedense hep de basima gelir..her zaman her sekilde belirsizlik icinde kalmisimdir..bazen kendim neden olmusumdur ama cogunlukla hep baskalarina bagliligim buna yolacmistir...sinir oluyorum, onumdeki sis bulutlarinin herzman yolumu kapatmasina! nefes alamiyorum..nolcak, napcam, nereye gidiyorum, ne yapiyorum, ne yapicam, neyi secmeliyim..off ne sikintili bi sorular silsilesi bu!
sole bi balikci kasabasinda, 3-4 odali bi pansiyonum olsa, ayagimda butun gun sandaletlerim, saclarim daginik, ince kiyafetlerle ve kafamda hafif sorularla yasasam..hangi odayi nasil dekore edicem gibi, yada aksama ne pisireyim gibi.. yorulmadan yasasam, sislerin yerine ilerideki deniz fenerinin isigini gorerek...kucuk yasasam, pirlantalarin, paranin, kredi kartlarinin yerine huzurum olsa yanimda tasidigim, mutlulugum olsa ...
ama artik su belirsizlikler yok olsa hayatimdan, kucuk hayatima baslasam, sandaletlerim, denizimle...

19 kasim 2006

.....

yine yazamamam tuttu benim...icimde hep boyle birikince biseyler, bir turlu yazamiyorum.sozcukler akivermiyor...aklimda icimde o kadar cok sey oluyor ki onlari bi turlu dogru sozcuklerin icine sigdirip dokemiyorum kagida ama baska birinin yazidiklarini okudugumda, yada bazen dusunurken , kendime ne guzel de anlatiyorum herseyimi..ne hissettigimi, neye ofkelendigimi,kanadigim seyleri, acilarimi, umitlerimi, hayallerimi..herseyimi o kadar guzel konusuyorum ki kendimle..her zaman farkli cumleler icinde hep baska baska sekilde..ama paylasmak istedigim zaman olmuyor..iste o zaman anliyorum ki sadece yalnizligimi pekistiriyorum kendi kendimce..hic uzatmiyorum o yuzden konuyu, hemen gunluk seylere donuyorum, icimde kopan firtinalara aldirmadan.ne yemeliyim? ne giymeliyim? sacimi boyasam mi? arkadaslarimi arasam bu aksam disari cikip sarhos olsak mi? sonra bunlarin da hic birini yapmadan, odama cekilip ya kitap okuyorum , yada muzik dinlerken bombos duvarlari izliyorum.eger sansim varsa birkac dost msn' de ise onlarla konusuyorum. hic bir konusma yuzyuze dokunarak oldugu kadar cok zevk vermedigi icin sikilip , yine de onlarin hayatinda neler olup bittigini ogrenmenin, daha dogrusu hala ben sizin siz de benim hayatimdasinizi hissetmenin verdigi mutlulukla kapatip bilgisayari, yine duvarlarima donuyorum.iste yine yalnizligimin kalesinde, kendimle basbasa olmanin verdigi aci huzurla bir gunu daha bitirdim deyip , isigi kapatiyorum!
07-12-2006

tek yon

bugun aldim donus biletimi turkiyeye..tek yon! kesin donus yani..bi buruk hissettim kendimi..ama bi o kadar da iyi..yeni bi hayat bekliyo beni..yeni bi is..yeni bi yer yasamak icin..heycanliyim aslinda..yeni baslangiclar..hersey icin..kucucuk bi ev..halilari perdeleri bana ait olan..umarim bunlari yapabilirim bi an once..artik kendi hayatima cok ihityacim var..neyse...iste oyle yani..geliyorum ben artik.bu sefer tek yon:)

22 ocak 2007

ask acisi


bu yaziyi sevgililer gununde yazmam gerekiyordu -aslinda hala sevgililer gunu , bitmesine 40 dk var:) - ama siteye koymaya vaktim olmadigimdan bugn yayinlayabiliyorum.yok, sevgilim oldugundan degil, calistigim icin vaktim olmadi. Birde internete girip her sitede kirmizi guller, kalpler, pirlantalarla falan karsilasmak istemedigimden , bilgisayri acmayi canim istemedi.

neyse ..evet bir sevgililer gunu daha bitti. 5 kisiden bana ozel ( !!! ' bana ozel dedim, gruba yollanan mailleri saymadigim icin ) kutlama mesaji aldim.yarisindan fazlasi hatun. hatta biri canim annem.gece gece beni aglatan ilk mesajimi TR saatiyle tam 00.05 te yollamis. ( anadan gayri yar olmaz diye bosuna dememisler!neden illa bir baskasini arayalim degil mi ama?:) )

neyseki cok fazla sevgililer gunu hatirlamaiyorum hayatimda. sadece bir tanesi var, 2004 te olani..guzel bir aksamdi..bu sene mi?? hmmmm?? pijamalarim, desperate housewives, ev halki, cipsim, cikolatam... anlayacaginiz PTT yapti bir sevgililer gununde daha..

dusunuyorum da, bir sevgilim olsa, iyi mi olurdu diye.. sanirim suanki halimden memnunum.biliyorum ses tonum sevgilim olmadigi icin yakinir gibi geliyor.alistim yalnizliga.cok da aramiyorum etrafimda kimseyi.iyi ki Turkiye'de degildim bugun. belki o zaman daha cok koyardi.sevgilisi olan butun arkadaslar cikarlardi, kuafor, giyisi, alisveris hediyeler vs derken..e bi de ertesi gun kosa kosa gelip ay sole gecti'ler,sunu yedik'ler, sole yaptik'lar, bana sunu almis'lar.... iyi burasi iyi, burada hepten yalniz oldugumdan cok da hissetmiyorum paylasamamanin acisini.. evet burada da arkadaslarim var, ama hepsi uzak konuclandilar.

konudan iyice uzaklasip kafa sisirmeden sadede gelip yazimi bitireyim en iyisi. ( bu arada farkettim ki neredeyse her yazimda yalnizliktan bahsetmisim. gercekten bu kadar yalniz miyim ben?? dana once bu kadar bahsettimgim olmamisti hayatimda ) herneyse , evet nerde kalmistik? hih yazimi bitiriyordum. sozun kisasi, eski sevgililerimin, yeni sevgililerimin, potansiyel sevgililerimin, kocamin, nisanlimin, sozlumun, gelecek donem sevgililerimin yani sifatlarina bakilmksizin butun sevgililerimin sevgililer gunu kutlu olsun.... hepinizden cicek bekliyorum. him bi de kalp seklinde cikolata:)) artik seneye, bu sene gec kaldiniz:)

23.43

ps: fotograf http://www.stokreklam.com/ dan alinmistir. cok begendim... kim cektiyse gzuel dusunmus:)
15 subat 2007

sancili bir aksamda bir dostla yazismalar

tosbaa! says:

hayatimda simdiye kadar hic bu kadar yalniz hissetmemistim
gecen de bi yazi yazdim
siteye
yazarken farkettim
buraya geldim geleli her yazimda
yalnizlikten bahseder olmusum
yalniz olusumdan
sona kendi kendime sordum
ben gercekten bu kadar mi yalnizim die
evet
cok hem de
annemin boynunu nasil ozluoyurm biliyo musun?
ya da hic konusmadan
olece gurultulu ortamda
dostalrla icmeyi
hic bisi konusmadan
dunyanin en salak filmini izlemeyi
aa bu aksam flaancalar gelcek
hic sevemem ama
neyse diyebilmeyi
sokaga ciktigimda
aa sunu gordum diyebilmeyi
tanidiga rastlayip
ayak ustu konusabilmayi
nasil ozledim biliyor musun
yalniz olup ama
istedigim de de kacabilmeyi
ondan
dostalarimla icip
srhos olup
sacmalamayi
.....
arkamda götümden başka kimse yok says:


insan zman zman hayatın üstüne geldiğini düşünüyo
tosbaa! says:
yalnizsin
ama benim gibi degil
yok bunu ben istedim
ben istedim ve geldium
isteyerek geldim
bunlari yasayacagimi biliyodum
cezalandirmak icin kendime
kendimi
ama
bu kadar buyuk oldugunu anlayamadim
.....
arkamda götümden başka kimse yok says:


ben bir şey yaptığmda bunun nedenini sorarım kendime
yani bazen otomatik davranıyoruz
buda bilinç altımızdan kaynaklanıyo
yani o ilkel benliğimizide kavramamız lazım
çünkü bu toplum biz kendimizi kavrayana kadar zehirledi bizi
şimdi de bu nun etkileri gözüküyor
işte bunları ortaya dökebilmek
kendine itiraf edebilmek önemli olan
insan yaptıklarını en zor kendine anlatıyo
niye yaptığını bildiğin sürece sorun yok
başkalrının nasıl algıladığı önemli değil
bazen en yakınındaki bile anlayamıyo
o zamanlarda kendinin bunu bilmesi kendini teskin etmek için yeterli oluyo ....


2 mart 2007

1-2 gun

yine bir pazar aksami sikintisi kapladi icimi.. yalniz basima odamda oturdum, mumlarim yanik, yasadiklarimi dusunuyorum. kimi zaman icim burkuluyor, kimi zaman gulumseme kapliyor dudaklarimi. sonra kulagima fisildanan, hic bir anlam yukleyemedigim o kelimelerin fisildanisini duyunca yine, bu kez huzunle, yalnizlikla ama bi o kadar da guzellikle doluyo icim.. nasil da ozlemisim meger... nasil da hasretmisim...
simdi disardan geldim. arkadasimi yari yola kadar gecirme bahanesiyle bir telefon gorusmesi yaptim evin 15dk uzagindaki telefon kulubesinden. geri donus yolunda yururken kapkaranlik parkta, golgemi onume dusuren aya baktim... 1-2 gune kalmaz dolunay olacak besbelli, yine pasparlak, kocaman ay.. 1-2 gune kalmaz ne guzel de icilir deniz kiyisinda... ne guzel sarkilar soylenir agiz agiza...ne guzel uyunur taslarin ustunde... 1-2 gune kalmaz ne guzel sevilir, asik olunur yeniden, hep, doyasiya...

30 nisan 2007